27 Temmuz 2009 Pazartesi
0 GELSİN MALZEMELER...
20 Ağustos 2007 Pazartesi
0 Huzur Bozanlar
9 Nisan 2007 Pazartesi
0 AH İstanbul
Yolculuk yapmayı herkes benim kadar seviyor mu bilmiyorum ama ben gerçekten büyük keyif alıyorum uzun yoldan. Gittikçe gideyim istiyorum. Her km de başka bir yer görmek başka bir koku duymak hoşuma gidiyor. Çocukluktan kalma bir alışkanlık sanırım bu… Babamın işi dolayısıyla hep yollardaydık biz, bambaşka sahillerde… Yine bu hafta bir İstanbul seyahati vardı, vurdum kendimi yollara. 5 Ocak 2007 Cuma
0 Yollar ve Biz
Yine bir tatil dönüşü, yine sona eren yolculuklar var. Ne kadar uzağa gittiğiniz önemli değil, beyin olarak her şeyden ne kadar uzaklaştığınız önemli. Yoğun bir tempoya girmeden önce kendinizi ne kadar yenilediğiniz önemli.
Her birimiz gün içerisinde o kadar çok düşünceyle boğuşmak durumunda kalıyor ya da o kadar çok karşılaşmalar yaşıyoruz ki bazen her şeyden uzaklaşmak istiyor insan. Hiç konuşmadan yol alası geliyor. Ne sorular olsun, ne karar verilmesi gereken bir durum ne de verilmesi gereken cevaplar, sessiz ve sakin olsun…
Herkesin bazen kabuğunu delip yol alması gerekir. Normal rutin hayattan çıkıp ya da diğer bir deyişle çevre yolundan çıkıp otobana geçmeli veya kendine uygun bir talihi yol bulmalı, bulmalı ki kendi farkındalığına varsın biraz da kendiyle kalsın. Nerede olduğunu, nereye gittiğini ve çevresindeki mücadelenin nereden kaynaklandığını çözebilsin, belki o zaman daha sağlıklı olur her şey. Belki o zaman birbiriyle çatışan insanlar değil, birbirini anlayan insanlar haline geliriz.
Gitmek kolay olsaydı şayet
Şu an kuru bir asfaltın üzerinde yürüyor olurdum
Ne yağmurun şiddeti
Ne de rüzgarın öfkesi
Alıkoyabilirdi beni bu yoldan.
Gitmek kolay olsaydı şayet
Bir yudum şarabın sıcaklığı
Vururdum kendimi karlı dağlara.
İçimde yaşanmamış duyguların saflığı
Seyrüsefer olurdum gecenin karanlığında
Gitmek kolay olsaydı şayet
Şayet içimde sevgim olmasaydı
Ne siz engel olabilirdiniz bana
Ne de bu kaldırımtaşı düşüncelerim
Gitmelisiniz,gitmeliyim
Bitmeli herbir şey
Bitmeli iyi kötü bildiğimiz.
Sessizliğin sesinden
Sesler dinlercesine
Unuttuğumuz yaprak hışırtısı
Dinlediğimiz...
26 Ekim 2006 Perşembe
0 Elinizi Çabuk Tutun
Ben senelerdir gider gelirim Antalya’ya hatta 1990 senesinden beridir. Her gittiğimde de bir kez daha üzülüp geri dönerim. Geliştireceğiz diyerekten bir şehir bu kadar mı yok edilir, doğa güzellikleri bu kadar mı öldürülür. Kemer tarafında neredeyse deniz göremiyorsunuz artık, otellerin hepsi denizin önünde bir set oluşturmuş durumda. Bu nasıl bir yapılaşma anlamak mümkün değil. Beş yıldız diye adlandırdıkları, birbirinin aynı taş yığınları. O yıldızları, kim, nasıl ve nelere dikkat ederek veriyor, orası meçhul tabiî ki de. Pardon, şimdilerde bir de yedi yıldızlarımız var, onları unutursak ayıp olur.

