tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Temmuz 2009 Pazartesi

0 GELSİN MALZEMELER...

Tatil tatil diye tutturdum sevgili okur ve nihayetinde bende kendimi kızgın kumlardan serin
sulara atacak fırsatı buldum. Bildiğiniz üzere her sene olduğu gibi bu sene de tatilimin ilk
haftası bizim aile reislerine özel geçiyor. Zaten ben de öyle bir anne var ki sevgili okur, mümkünse kendisine hayır cevabını verin. İpinizin çekildiği andır. Ve Antalya’dayım… ( bu arada Antalya, Antalya diyorum diye herkes beni Antalya’ lı sanıyor fakat ben İzmir’ liyim, buna da
huzurlarınızda bir açıklık getirmek istedim, hazır lafı açılmışken.)

20 Ağustos 2007 Pazartesi

0 Huzur Bozanlar

Tatil olurda Olympos ‘ a gitmemek olur mu? İlla ki her sene bir şekilde uğrarım, doğanın içerisinde barınak evler, bol yeşillik, taş binalardan uzak bir yaşam. Bu sene de aynı hevesle doğayla baş başa kalalım diye yollara düştük ama tam bir hayal kırıklığı yaşadık diyebilirim.
Ne kadar meraklıyız her yerin doğallığını bozmaya ve çirkinleştirmeye. Üzüldüm. Üzüldüm çünkü neredeyse şehirleştirmişler. Arabalardan yolda yürümek mümkün değil. Üç adımlık deniz kenarına arabayla gideceğim diye uğraşan tipler. Müziği son ses açıp nasıl huzur kaçırabilirim düşüncesinde olan insanlar. Yolda yürüyenlere çirkin bir şekilde laf atmalar.
Büyük şehirlerde ki gece yaşantısını buraya getirmezsek çatlarız düşüncesiyle bize zorlana duman solutan yaratıklar. Hepsi Olympos’u sarmıştı bu sene. Kısaca huzur bozmak için herkes el birliğiyle çalışmış. Aferin! Kendilerini tebrik ediyoruz.

9 Nisan 2007 Pazartesi

0 AH İstanbul

Yolculuk yapmayı herkes benim kadar seviyor mu bilmiyorum ama ben gerçekten büyük keyif alıyorum uzun yoldan. Gittikçe gideyim istiyorum. Her km de başka bir yer görmek başka bir koku duymak hoşuma gidiyor. Çocukluktan kalma bir alışkanlık sanırım bu… Babamın işi dolayısıyla hep yollardaydık biz, bambaşka sahillerde… Yine bu hafta bir İstanbul seyahati vardı, vurdum kendimi yollara.
Büyük bir şehir ve bambaşka insanlar. İstanbullu dışında herkes var orda, bin bir çeşit insan. Biz İzmirliler çok uzaylı kalıyoruz orda, pek bir ayrı dünyadan hissediyoruz kendimizi. Nedeni ise fazla rahatı seviyor olmamız, düzensiz yaşamaktan hoşlanmamamız sanırım bir de kalabalığa alışkın olmamamız.
Güzel şehir, büyük şehir, her caddesi ayrı bir tarih kokuyor. Bir de trafik olmasa çok daha keyifli olacak ama işte bunlar da bizim eksiklerimiz. Zamanında düşünülmeyen alt yapı eksikleri, yanlış şehir planlamaları, şu sevgili devlet büyüklerinin, rant uğruna çarpık kentleşmeye izin vermelerinin bedelini bugün hep birlikte ödüyoruz. Zaten verdiğimiz bir dünya vergi de bunun için değil mi. Onlar yap boz oynuyorlar bizde onlar eğlensin diye üzerine para veriyoruz.

5 Ocak 2007 Cuma

0 Yollar ve Biz

Yine bir tatil dönüşü, yine sona eren yolculuklar var. Ne kadar uzağa gittiğiniz önemli değil, beyin olarak her şeyden ne kadar uzaklaştığınız önemli. Yoğun bir tempoya girmeden önce kendinizi ne kadar yenilediğiniz önemli.

Her birimiz gün içerisinde o kadar çok düşünceyle boğuşmak durumunda kalıyor ya da o kadar çok karşılaşmalar yaşıyoruz ki bazen her şeyden uzaklaşmak istiyor insan. Hiç konuşmadan yol alası geliyor. Ne sorular olsun, ne karar verilmesi gereken bir durum ne de verilmesi gereken cevaplar, sessiz ve sakin olsun…

Herkesin bazen kabuğunu delip yol alması gerekir. Normal rutin hayattan çıkıp ya da diğer bir deyişle çevre yolundan çıkıp otobana geçmeli veya kendine uygun bir talihi yol bulmalı, bulmalı ki kendi farkındalığına varsın biraz da kendiyle kalsın. Nerede olduğunu, nereye gittiğini ve çevresindeki mücadelenin nereden kaynaklandığını çözebilsin, belki o zaman daha sağlıklı olur her şey. Belki o zaman birbiriyle çatışan insanlar değil, birbirini anlayan insanlar haline geliriz.

Yine bir tatil dönüşü, yine sona eren yolculuklar var…


Gitmek kolay olsaydı şayet

Şu an kuru bir asfaltın üzerinde yürüyor olurdum

Ne yağmurun şiddeti

Ne de rüzgarın öfkesi

Alıkoyabilirdi beni bu yoldan.

Gitmek kolay olsaydı şayet

Bir yudum şarabın sıcaklığı

Vururdum kendimi karlı dağlara.

İçimde yaşanmamış duyguların saflığı

Seyrüsefer olurdum gecenin karanlığında

Gitmek kolay olsaydı şayet

Şayet içimde sevgim olmasaydı

Ne siz engel olabilirdiniz bana

Ne de bu kaldırımtaşı düşüncelerim

Gitmelisiniz,gitmeliyim

Bitmeli herbir şey

Bitmeli iyi kötü bildiğimiz.

Sessizliğin sesinden

Sesler dinlercesine

Unuttuğumuz yaprak hışırtısı

Dinlediğimiz...

Sevgiler,

26 Ekim 2006 Perşembe

0 Elinizi Çabuk Tutun

Bayram tatilinde Antalya’daydım. Ailem şu an orada olduğu için tatili onların yanında geçirmek için gittim. Bayram da aileyle olmak tabiî ki de herkesi mutlu edeceği gibi benim için de gayet keyifliydi fakat gördüğüm manzaralar yine beni üzmeye yetti, yine bitmemiş otel inşaatları ve yine her taraf çöp atıklarıyla doluydu.

Ben senelerdir gider gelirim Antalya’ya hatta 1990 senesinden beridir. Her gittiğimde de bir kez daha üzülüp geri dönerim. Geliştireceğiz diyerekten bir şehir bu kadar mı yok edilir, doğa güzellikleri bu kadar mı öldürülür. Kemer tarafında neredeyse deniz göremiyorsunuz artık, otellerin hepsi denizin önünde bir set oluşturmuş durumda. Bu nasıl bir yapılaşma anlamak mümkün değil. Beş yıldız diye adlandırdıkları, birbirinin aynı taş yığınları. O yıldızları, kim, nasıl ve nelere dikkat ederek veriyor, orası meçhul tabiî ki de. Pardon, şimdilerde bir de yedi yıldızlarımız var, onları unutursak ayıp olur.